________________________________________________________________________________
İNTİKAM ALINDI
Pis bir oda.Etrafta gazete parçaları,eskimiş ve rengi atmış bir koltuk göze çarpıyor.Başıma sardıkları bezi çözdüklerinde ilk izlenimlerim bunlardı.
Boyası dökülmüş duvar,yere dağılmış birkaç kırık şişeyle birlikte keskin içki kokusu da dahil herşey mide bulandırıcı. Vücudumdaki sızı ise dayanılacak gibi değil,öyle ki artık ağrılarımın yönünü bile tahmin edemez durumdaydım. Neden ve kimler tarafından bu kadar hırpalanmıştım bilmiyorum, hatta bu konuda en ufak bir fikrim bile yoktu.O anda içimdeki korkuyu kontrol altına almayı denedim,biraz zorlayınca kalp atışlarım yavaşlamaya başladı. Dehşete kapılmış olan suratımda şimdi alaycı bir gülümseme vardı.
İki adam rahatsızlık verecek derecede kollarıma asılmış,sanki cılız ve narin bedenim onlara bir zarar verebilirmiş gibi sımsıkı tutuyorlardı beni,kaçabileceğim tek kapının önünde ise iki adam daha vardı.Şeytansı bir suratı olan liderleri belindeki silahı işkence gördüğü için kendinden geçmiş ve tanınmaz halde olan birine doğru yöneltmişti.
Birdenbire boğazımı yırtarcasına içimden çıkmak isteyen bir çığlık yeniden korkumu ateşleyiverdi, evet onu tanıyordum ! Ama yüzümdeki maske değişmedi,kafamda bir plan hızla şekillenip dudağımda patlayınca :
-Onu öldürecek misin gerçekten? diye sordum.
Odadaki herkes kendini o ana hazırladığı için bu beklenmedik soru karşısında afalladı.Kolumu tutan adamlar şaşkınlıklarını öfkeyle gizleyerek canımı daha çok acıttılar,ama sonra silahın yere doğru indiğini gördüm.
-Evet bir mahsuru mu var? diyerek gülmeye başladı adam,diğerleri de ona katıldı bir süre,kahkahalar azalınca yanıt verdim.
-Var tabi ama daha çok senin için bir mahsuru var,farkında mısın bilmiyorum ama elinde pimi çekilmiş bir el bombası tutuyorsun dedim.Aniden kaşlarını çatıp bana doğru ilerledi ;
-Bana bak orospu,kanın bitene kadar bir bıçakla deşerler ve sonra yüzünü eriten kezzap seni tanınmaz hale getirince göl kıyısına atarlar,kimsenin ruhu duymaz ! Ben en kralıyla başettim,gözümü korkutacak birşey kalmadı anlayacağın,şimdi o kırık çeneni fazla zorlama ve tadını çıkar bu eğlencenin.
-Tamam hadi yap o zaman,sahip olduğun bu gücün yanında kendi canından da olacaksın.Daha bu adamın gerçekte kim olduğunu bile bilmeden öldürmeye kalkışıyorsun,Böyle mi başettin en kralıyla !
-Sen kim oluyorsun be kaltak bana ders veriyorsun ! diyerek tam da beklediğim gibi davranmış, suratıma bir yumruk atmıştı, burnumun kırıldığını hissettim,çünkü bunu desteklercesine zonklamaya başlamıştı,ama tüm gücümü toplayıp tekrar cevap verdim;
-Öldüreceğin adamın karısı sana neyle uğraştığını bilmiyorsun dedi ve sen buna inanmadın,istersen öldürdükten sonra kocamın cesedini parçalara ayırıp çöpe atarsın,ya da yakıp rüzgara savurabilirsin, daha aklına ne geliyorsa yaptırırsın ama şunu bil ki seni bulurlar ve bulduklarında senin gibi merhametli davranıp hemen öldürmezler,hatta ömrünü öyle bir uzatırlar ki o durumdayken ölmek için hergün dua edersin tanrıya !

Bunları söylediğim esnada adam silahın kabzasıyla oynuyordu,bu iyiye işaret dedim kendime,ama o aniden bana doğru nişan alıp kurşunu serbest bıraktı ! Ağır çekimde gelen bir ateş topu sanki sevdiğim adamın bir zamanlar gördüğü bir rüyayı gerçekleştirdi,anlattığına göre binlerce yıldız dökülmüştü alnından içeri, sarsılan vücuduyla diz çökmüş ve o anda hayal bile edemeyeceği derecede mutlu olduğunu söylemişti…
Artık sızı yoktu,yerde yatan kadına baktım,dağılmış kafatasından oluk oluk kan geliyordu. Ama birdenbire yaşarken boğazıma kadar gelip de atamadığım bir çığlıkla irkildim,gürültü yüzünden kendine gelen sevgilim çıldırmak üzereydi,ardımdaki ışığa aldırmaksızın ona doğru koştum ve başını ellerimin arasına alıp öpmeye başladım,biraz önce beni tutan adamlar şimdi onu çözerken liderlerinin şöyle dediğini duydum.
-İntikam alındı,artık gidebilirsin
Son
Yazan : Suna Torakçıoğlu
________________________________________________________________________________
Henüz Yorum Yok
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın

