TAŞŞAK

Hiç geciktirmeden başlasak mı diye sormuş delinin biri,

e okuyorsun ya demiş öteki,

siz hiç altın tarraklı bir başbakan gördünüz mü peki ?

neden bütün kel adayları başlara bakan oluyor diye sordunuz mu !!!

Vicdansızlar,namussuzlar ve ırz düşmanları

diye bağırıp çağırmalı mı insan?

fikrime tecavüz ettin bari başlık parası verseydin

diyebilir mi iftar vakinde?

11 ay domuzlar gibi beyin yiyip 1 ay aç kalanlara

şeker kız Candy’ yi veriyoruz artık biz,

yanlış düşünmeyin hemen, amerikadan gelmedi,

ismini son osmanlı vermiş,

hala veriyor belki…

Neyse bu Candy öpülüp yenesi sevimli mi sevimli !!!

Elbette cingöz bir çocuk, ama sakın ona kızmayın,

yalnızca konuşur, ama ahh ne anlatır ekrana bakarak,

bakınız porno, bakınız cinayet sahnesi,

bakınız kutsal akılsızlaştırma töreni…

enflasyona parmak atıp pişman olanlar sinsilesi de buradaymış,

eşek teper demiştik biz !

Hadi ama bakınız çocuğumuz ne kadar da büyüdü,

en cahil yaratık bile yanında halt etmiş şimdi,

vaaz veriyor diğer şeker dişilere !

efenim nasıl büyüdüğüne bakmayın,

cillop gibi olmuş arkasına bakın siz !

Ağhh pardon siz hiçbirşeye bakmıyordunuz değil mi ?

unutmuşum,yerinize bakan bir bakan vardır elbet,

boş işler müdürü de olsanız bakan haklı,

o kalçaya bakılmaz mı beaahhh !   

 :)))

Yazan : Doğukan Anur

_____________________________________________________________________

YOK

Sabah 05:25
Uyku yabancı
Uyku hor görülmüş bir fahişe.
Zihnimin her köşesine bakıyor,
Bir müşteri bulmak için.
Uykudur;
Açlıktan midesi sırtına yapışan bir fahişedir benim için.
 
Ve damarlarımdan kan yerine zift akıyor şimdi.
Zarif bedeniyle süzülürken o esrarengiz duman.
Çabucak bitiyor sigaranın ucundaki zaman…
 
Acaba neye niyetlenip de yazmaya başladım ben?
Bilmiyorsan da konuş !
Konuştukça bilirsin diyor,
Henüz rahmetli olmayan bir deli.
 
Ama benim öfkem var !!!
Gözümün önünde örülüdür duvar gibi.
Vakti geldiyse
Hadi kanatlan artık narin kelebek
Yıkıver de göreyim geçmişi.
Kim ne verdi geçici hevesler uğruna?
Göster bana !
 
Satırlara göz değdirenleri boğasım var artık,
Ruhunu dinliyormuş gibi görünen sahte bakışları
Satırlamak geçiyor içimden.
Burada susar, yalnızca oraya kadar.
Evet burada susarlar.
 
Aradığın şeyi bende bulamazsın dedi kadın.
Daracık bir delikten başını çıkardın,
Aradığın şey bütün kadınlarda var.
Halbuki ;
İmkansızın tadına ancak Tanrılar bakar.
Ya da Tanrı olmaya çalışanlar…
 
Sabah 06:33
Uyumalısın diye öğüt veren bir ses yankılanmakta şimdi,
Ama sonsuza dek…
Ama sonsuza dek…

 

Yazan : Zehra

____________________________________________________

İSYANKAR ve SOĞUK bir SESLENİŞ !

 
  Sistemin kırık bebekleri büyüdü.
 
  Ve onlar ki susturulmadan önce
  
                     damarlarınızdan kan emerek ölmeli…
 
  Size söylüyorum;
 
  Savaş kolaydır,kurşun ağırlığında yara alırken.

  Nefret doğaldır.

  Ne var ki zayıfı ezmek güç zannedildiğinden beri
 
                               insanoğlu kendi bokunu yemekle meşgul.

 
  ah lütfen !

  Bana sakın faili meçhul demeyin !
 
  Eğer siz gerçeği dezenfekte ederek yaşıyorsanız

                                                ki evet siz yaşıyorsunuz
  
  Ama sakın bir damla daha sevinmeyin

  Her su damlası asit tadı verir elbet

  Elbet kendini satar o muazzam kaosa.

 
  Bilmelisiniz ki

  Toprak kokar
 
  göz çukurunuza giren her kurtçuk, er geç bunu size ispatlar.
 

  Çağlar boyunca bilgi,

  Tek efendi benim dese de

                     durmadan üreyen bir türe güvenmemekle iyi etti

  Peşinden gittiğiniz iyilik ise

                    hala çabuk kirlenebilen bir renkle ifade ediliyorsa

  Ne anlattığımı kavrayabiliyorsunuz demektir.
 
————————————————————–

Yazan :  Özgür Ataş

EĞİTİME Bir Posta Dahaaa !

_____________________________________ 

  Şimdi de karşınızdaaa ;

  M. Eğitim Eğitmenlerinden Eğitime Bir Posta Daha  ! 
Sen de at bir posta !

Ama en önemlisi şudur demiş yere bakan yürek yakan sayın bakan :

anırmak akıl sağlığına zararlıdır !

  ”Efenim malum Kpss sınavı yaklaşıyor,
mezunlarımız dört bir yandan döne döne çalışmakta,
hatta dönerken topaç gibi sallanmaktalar.
Mesele yok, sırıtıyoruz mal mal, deste deste diziyoruz hösst !

Hizaya geç bakiim ! Ne diyordum? Haa ;

   Bir öğretmen herbir boku bilmeli arkadaş !!!
Problem çözerken sakız çiğneyemiyorsa,
iklim koşullarına göre osuramıyorsa,
havada beş takla atıp da yere düşerken kanun hükmünde kararname çıkaramıyorsa,
sıçarken anlatım bozukluğu içindeyse ve daha da önemlisi minareden at beni, in aşağı bir tur at türküsünü
bilmiyorsa ben o öğretmene öğretmen demem arkadaş !
Dedim mi yoksa?? Neyse bana göre bir öğretmen süpermen olmalı,
süper olamıyorsa men olmalı, yoksa da men ederiz valla !
Men etmekle de kalmaz bu ülkedeki ”en” işsiz adam yaparız onu. Ülke dedim de
aklıma geldi sahi ne durumda bizim sarı kız? Doğurdu mu?
Dün dolaba baktım da süt bitmiş, dolayısıyla üniversitelerde
gereğinden fazla damızlık yetişiyor.
Otlak alan az olunca besin ihtiyacı giderilemiyor… ”

  Al işte laf nereye geldi, ben bunu beceremiyorum arkadaş,
bakanlar sadece bakar ! öküzün trene baktığı gibi yani. Söyle
bizim ufaklığa, gelsin de şu konuşmayı o yazsın,

beynim kaldırmıyor artık,
kaldıramıyor ‘’sola” doğru yazılanları.

_____________________________________ 

 _____________________________________  

Özel bir link : Bireysel Haklar Tarihimiz

http://ebruerhan.blogcu.com/page2

 _____________________________________  

BİR BEN VARDIR BENDEN İÇERU AMA KİMDUR BU ?

________________________________________________________________________________________

                               

______________________________________________

     Tanıyamadan nalları dikeceksin, sahi kimdir bu?
  60 yaşında, ahı gitmiş vahı kalmış bir nineyim ben ;
  Bilirim fazla koyamazsın pul biberi,
  Aksi halde sana bir vergi iadesi olarak geri döner tuvalette.
  Soru soramazsın, sıçarken çektiğin acıyı düşün ! Gerçekten düşün…
 ”Kulağına yüklenirsen herşeyi dinleyerek,
  Penis büyütme aletlerine muhtaç olur fikirlerin” derdi rahmetli.
  Ne geldiyse başıma mevlana’dan geldi ;
  Ne olursan ol gel dedi, sonra da topladıklarıyla bana girdi.

  Cevap verir mi acaba ?
  Aynadaki yabancı,  ’nah tanırsın beni’ dese rahatlardım.
  Allahım kör et beni !
  Götüm bile daha güzel bu surattan dese,
  “Hadi oradan buruşuk zilli, aradaki cama güvenme,
  Sana bir koyarım, kuş gibi uçarsın ! ” dese belki tanırdım.
  Ama hiç ses yok ki ! Aptal aptal bakıyor o da,
  Aynı soruyu mu soruyoruz acaba ?

  Herneyse bir zamanlar bir yanımız mehter marşıydı,
  Osmanlı daha ortalık malı değilken,
  Bir erkek beş avrat alırdı.
  Zira bir erkeğin beş ziki vardı, evrim teorisiyle kala kala bir tane kaldı.
  Ve İnsanlar aynaya süslenmek için bakardı,
  kafa atmak için değil, demiştim kendime,koyarım diye !
  Tek dişi kalmış halime gülerim şimdi,
  Bir ben var ya benden içeri , işte ben onun taaa sülalesini… !!!

                                                          Son

Yazan : Asuman Tokaslan

______________________________________________________________________________

Suburban Orospusu !

___________________________________________________________________________

 

 (Melissa Bank’ın çok satar romanından : Erkekleri tavlama sanatı)

-(Melissa Bank’ın çok atar,hatta bol keseden trilyonlarca satar romanından : Erkek tavla , at bir takla sanatı)

 Bilgili,çekici,akıllı ve hırslı bir genç kadın olan Brett,

-Esasında kendini öyle zanneden,son derece salak ama genç ve taş gibi olduğu doğru olan Brett,

 hayatında ilk kez anne babasının yanından ayrılmış; kariyer hedefine ulaşabilmek amacıyla New York şehrine taşınmıştır.

- hayatında ilk kez ana babasıyla evlenemeyeceğini anlamış; e bari editör olayım diyerekten ünlü kariyerler şehri New York’a taşınmıştır.

Teyzesi Hilda’nın, Manhattan’ın ‘Upper West Side’ bölgesindeki dairesine yerleşmiştir.

-Yemeyenin malını yeriz,yemeyen keriz, hazır akrabam var niye sömürmüyorum diye düşünüp teyzesine ait olan Manhattan’ın Upper West Side bölgesi’nde Down Caddesi, apt 156, kat 1 ve 38 nolu adresteki evine yerleşmiş,bu daireyi de

uzun süredir beraber olduğu sevgilisi Jed ile paylaşmaktadır;

-imam nikahı bile olmayan bir adamla paylaşmaktaymış, artık tahmin edebiliyoruz bir ibnelik olacağını.
 
boş vakitlerini ise moda tasarımcısı olan en yakın arkadaşı Chloe ile sanatsal etkinliklere katılarak geçirmektedir.

-boş vakitlerini ise modadan bir halt anlamayan ama nedense bu alanda ısrar eden arkadaşı Chole ile sanatsal etkinliklere katılıp ve bol bol dedikodu yapıp yine boş geçirmektedir.
 
Bir gün bir imza gününde efsanevi yayın editörü olan, tüm kadınların kalbini fethetmiş Archie Knox ile tanışır.

-Bir gün insanların egolarını tatmin etmek için düzenledikleri malum imza gününde efsanelere konu olmuş, evrendeki tüm kadınların heryerlerini fethetmiş ve hatta eros kadar sapıtmış bir dallamayla tanışır,
 
İç güdüleri, kendinden yaşça çok büyük olan bu adamdan uzak durmasını söylese de,

-haliyle bu eros kılıklı yaşlı kurt bütün kadınları götürmüş olup bizim kahramanımızın memişlerine de imza atacaktır.

Brett kendisini bu çekici adamın büyüsüne kaptırmaktan alıkoyamaz.

-işte şimdi filmin adı neden suburban orospusu diye düşünmeyeceğiz,filmin burasında merakımızı gideriyoruz.
 
Onun için Archie, kendisi için hayal ettiği hayatın ta kendisidir.
O, bu adamın sadece çekiciliğinden değil, New York’un en başarılı simalarından olmasından da etkilenmiştir.

-Neden salak olduğu da burada anlaşılıyor,sırf ünlü olmak için adamın yatak odasından geçmeye razı.

Erkek arkadaşı Jed ile ilişkisini bitirir. Archie ile yaşayacağı ilişkinin onu gerçek bir kadın yapacağına inanır.

-Resmen tekmeyi basıyor eskisine,tabi bu esnada kahramanımızın bir ancuğu yokmuş diye öğrenip şok geçiriyoruz,yeni sevgilisi onu ameliyat ettirip deldirecekmiş ve o da gerçek bir kadın olacakmış,yani en azından böyle umuyormuş.
 
Ama kısa zamanda Brett’in mükemmel gözüken hayatı kötüye gitmeye başlar.

- Anyayı konyayı görme dönemi ya da sıçim aylarına geçiş…

Yayınevinin baş editörü işten ayrılır ve yerine güzeller güzeli, genç ve gösterişli İngiliz Faye Faulkner gelir.

- Zaten kadın götürmekten başka bir uğraşı olamayn herif işten ayrılıyormuş,bu yüzden ameliyat işi de yatıyor

Bu arada hayatta herşeyini paylaşabildiği tek kişi olan babası da oldukça hastadır.

- arada ufak bir kesit tabi,bu arada dediğine göre babasının nalları dikmek üzere olması önemli değil yani,biz aşk hayatına devam edelim.
 
Tüm bu tatsızlıkların daha da kötüye gitmesinde Archie’nin de büyük payı vardır.
Hayallerini süsleyen erkek aslında hiç de göründüğü gibi değildir.

- adam meğer ossurup burnunu karıştıran,seks yaparken geğiren bir tanrıymış,üstelik sifonu çekmiyormuş ! Ne kaba !
 
Brett’in olgun, kendine güvenli ve ayakları yere sağlam basan bir kadın olmasını sağlayacak olan da,
içine sürüklendiği bu durumdan kurtulma çabası olur

- Allah yardımcısı olsun,o kadar çekiyor ki kadıncağız…  Filmin sonunda kahramanımızın nasıl olgunlaşıp pörsüdüğünü,başta taş gibi olan vücudunun nasıl kuru üzüme döndüğünü izleyecek,siz de bizim gibi gözyaşlarınızı tutamayacaksınız…

Yazan : Doğukan Anur

___________________________________________________________________________

 

 

GEÇMİŞ ZAMANA AĞLAYAN ARABESK

________________________________________________________________________________

                                  İNTİKAM ALINDI
                                  

                                                       

 
      Pis bir oda.Etrafta gazete parçaları,eskimiş ve rengi atmış bir koltuk göze çarpıyor.Başıma sardıkları bezi çözdüklerinde ilk izlenimlerim bunlardı.

    Boyası dökülmüş duvar,yere dağılmış birkaç kırık şişeyle birlikte keskin içki kokusu da dahil herşey mide bulandırıcı. Vücudumdaki sızı ise dayanılacak gibi değil,öyle ki artık ağrılarımın yönünü bile tahmin edemez durumdaydım. Neden ve kimler tarafından bu kadar hırpalanmıştım bilmiyorum, hatta bu konuda en ufak bir fikrim bile yoktu.O anda içimdeki korkuyu kontrol altına almayı denedim,biraz zorlayınca kalp atışlarım yavaşlamaya başladı. Dehşete kapılmış olan suratımda şimdi alaycı bir gülümseme vardı.

İki adam rahatsızlık verecek derecede kollarıma asılmış,sanki cılız ve narin bedenim onlara bir zarar verebilirmiş gibi sımsıkı tutuyorlardı beni,kaçabileceğim tek kapının önünde ise iki adam daha vardı.Şeytansı bir suratı olan liderleri belindeki silahı işkence gördüğü için kendinden geçmiş ve tanınmaz halde olan birine doğru yöneltmişti.

Birdenbire boğazımı yırtarcasına içimden çıkmak isteyen bir çığlık yeniden korkumu ateşleyiverdi, evet onu tanıyordum ! Ama yüzümdeki maske değişmedi,kafamda bir plan hızla şekillenip dudağımda patlayınca :

-Onu öldürecek misin gerçekten? diye sordum.

Odadaki herkes kendini o ana hazırladığı için bu beklenmedik soru karşısında afalladı.Kolumu tutan adamlar şaşkınlıklarını öfkeyle gizleyerek canımı daha çok acıttılar,ama sonra silahın yere doğru indiğini gördüm.

-Evet bir mahsuru mu var? diyerek gülmeye başladı adam,diğerleri de ona katıldı bir süre,kahkahalar azalınca yanıt verdim.

-Var tabi ama daha çok senin için bir mahsuru var,farkında mısın bilmiyorum ama elinde pimi çekilmiş bir el bombası tutuyorsun dedim.Aniden kaşlarını çatıp bana doğru ilerledi ; 

-Bana bak orospu,kanın bitene kadar bir bıçakla deşerler ve sonra yüzünü eriten kezzap seni tanınmaz hale getirince göl kıyısına atarlar,kimsenin ruhu duymaz ! Ben en kralıyla başettim,gözümü korkutacak birşey kalmadı anlayacağın,şimdi o kırık çeneni fazla zorlama ve tadını çıkar bu eğlencenin.

-Tamam hadi yap o zaman,sahip olduğun bu gücün yanında kendi canından da olacaksın.Daha bu adamın gerçekte kim olduğunu bile bilmeden öldürmeye kalkışıyorsun,Böyle mi başettin en kralıyla !

-Sen kim oluyorsun be kaltak bana ders veriyorsun ! diyerek tam da beklediğim gibi davranmış, suratıma bir yumruk atmıştı, burnumun kırıldığını hissettim,çünkü bunu desteklercesine zonklamaya başlamıştı,ama tüm gücümü toplayıp tekrar cevap verdim;

-Öldüreceğin adamın karısı sana neyle uğraştığını bilmiyorsun dedi ve sen buna inanmadın,istersen öldürdükten sonra kocamın cesedini parçalara ayırıp çöpe atarsın,ya da yakıp rüzgara savurabilirsin, daha aklına ne geliyorsa yaptırırsın ama şunu bil ki seni bulurlar ve bulduklarında senin gibi merhametli davranıp hemen öldürmezler,hatta ömrünü öyle bir uzatırlar ki o durumdayken ölmek için hergün dua edersin tanrıya !

Bunları söylediğim esnada adam silahın kabzasıyla oynuyordu,bu iyiye işaret dedim kendime,ama o aniden bana doğru nişan alıp kurşunu serbest bıraktı ! Ağır çekimde gelen bir ateş topu sanki sevdiğim adamın bir zamanlar gördüğü bir rüyayı gerçekleştirdi,anlattığına göre binlerce yıldız dökülmüştü alnından içeri, sarsılan vücuduyla diz çökmüş ve o anda hayal bile edemeyeceği derecede mutlu olduğunu söylemişti…

Artık sızı yoktu,yerde yatan kadına baktım,dağılmış kafatasından oluk oluk kan geliyordu. Ama birdenbire yaşarken boğazıma kadar gelip de atamadığım bir çığlıkla irkildim,gürültü yüzünden kendine gelen sevgilim çıldırmak üzereydi,ardımdaki ışığa aldırmaksızın ona doğru koştum ve başını ellerimin arasına alıp öpmeye başladım,biraz önce beni tutan adamlar şimdi onu çözerken liderlerinin şöyle dediğini duydum.

-İntikam alındı,artık gidebilirsin

                                      Son

Yazan : Suna Torakçıoğlu

________________________________________________________________________________